Ailede Din Eğitimi Programı (ADEP)

Ailede Din Eğitimi Programı (ADEP)

Ailelerin en çok sorunla karşılaştıkları ergenlik döneminde en büyük problemin din eğitimi açısından geç kalınmış olduğunu belirten Doç. Dr. Ağırakça, “İbadet alışkanlığı kazandırmaya erken başlamamış olan ebeveynler, ergenlik döneminde beklentilerine cevap bulamıyor” dedi.

Din eğitimi alanında öncü çalışmalarıyla bilinen Yaygın Eğitim ve Kültür Derneği (YEKDER), “Çocuklarına din eğitimi vermek isteyen aileler neler yapabilir?” sorusuna cevap veren bir eğitim düzenliyor. Kısa adı ADEP olan Ailede Din Eğitimi Programı’na YEKDER’in Üsküdar Fıstıkağacı’ndaki merkezinde ücretsiz olarak katılmak mümkün. Programın eğitimcisi Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Pehlivan Ağırakça ile ADEP hakkında konuştuk.

Gülsüm Hocam programdan biraz bahseder misiniz?

Bu program, ailelerin, çocuklarının din eğitimlerine daha nitelikli katkı sağlayabilmelerine yardımcı olabilmek için hazırlandı. Programın ortaya çıkması ve geliştirilmesi bir araştırmanın sonucu. Yrd. Doç Dr. Yusuf Alpaydın, Hatice Ayar ve Arife Gümüş tarafından ebeveynlerin çocuklarının din eğitiminde ne tür zorluklar yaşadıkları ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duydukları hakkında bir çalışma yapıldı ve netice itibariyle “Ailede Din Eğitimi Programı” geliştirildi. Ebeveynlerin çocukların dini eğitiminde desteklenmeleri amacıyla başlatılan bu program, on beş hafta süren eğitimlerden oluşuyor. 80 dakika süren derslerde, eğitim boyunca on farklı konu başlığı ele alınıyor. Ayrıca derslerde çeşitli etkinlikler kullanılarak, ebeveynlerin eğitim esnasında aktif olmalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Hangi konularda katılımcılara eğitim veriyorsunuz? Derslerin işlenişinden bahseder misiniz?

Eğitimde öncelikli amacımız, aile içi iletişimin kalitesini artırmak. Bu sebeple önce ailelerin çocuk eğitimindeki rolü üzerinde duruyoruz. Ebeveynlere farkındalık kazandırabilmek için çocuklardan beklentilerinin neler olduğunu tespit etmeye çalışıyoruz. Bu şekilde çocuklarından dinî ve ahlâkî açıdan neler beklediklerini, beklentilerinin İslâmî değerlere uygun olup olmadığını fark etmelerini sağlıyoruz. Beraberinde yaygın ebeveyn tutumları hakkında bilgi sahibi olmalarını, aile içi iletişim hatalarını fark etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu ön bilgilerden sonra çocukların gelişim dönemleri hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Bu bağlamda, iman, ibadet ve ahlâk eğitimini yaş gruplarına göre anlatıyoruz; özellikle ev içinde ne tür etkinlikler yapabileceklerini konuşuyoruz. Ayrıca katılımcıların da kendi tecrübelerini paylaşmalarına imkân sağlıyoruz.

Din eğitimi noktasında ailelerin en fazla sorunla karşılaştıkları yaş dönemi hangisidir? Siz bu dönem için ailelere neler öneriyorsunuz?

Ailelerin en çok sorunla karşılaştıkları yaş, maalesef ergenlik dönemi. Bu noktada en büyük problem, din eğitimi açısından, geç kalmış olmak. Özellikle ibadet alışkanlığı kazandırmaya erken başlamamış olan ebeveynler, ergenlik döneminde beklentilerine cevap bulamıyorlar. Ergenlik dönemi, her çocukta farklı şekillerde kendini gösteriyor elbette. Ancak genel olarak çocukluktan gençliğe geçiş olan bu dönemde az veya çok her aile farklı şekillerde zorlanıyor. Çocuklarının ruhsal durumundaki değişikliği kabullenmekte zorlanan aileler, onlarla sağlıklı bir iletişim kuramıyorlar. Dindar aileler, ergenlik dönemindeki çocuklarının, dinle ilgili sorgulamalarından ve farklı dinleri araştırmaya başlamalarından çok endişe duyuyorlar. Aynı zamanda artık mükellef olduğunu bildikleri çocuklarından ibadetlerini kendiliğinden ve eksiksiz yapmalarını bekliyorlar. Beklentileri olumsuz karşılanınca çocukla iletişim çatışması yaşamaya başlıyorlar. Bu noktada onlara destek olmaya ve bazı tavsiyeler vermeye çalışıyoruz.

Eğitim bir süreçtir ve meyve alabilmek için sabırla ve sevgiyle bekleyebilmek gerekir. Bu anlamda ebeveynlerin, özellikle annelerin kendilerine dönük yatırımlar yapmasını tavsiye ediyoruz. Anne ve baba sevgi, saygı ve sabır noktasında sürekli kendilerini eğitmeye çalışmalı; her şeyden evvel önce kendileri mutlu olabilmelidirler. Bir manada çocukları büyürken, öğrenirken onlar da öğrenmeli, kendilerini keşfetmelidirler. Ergen çocukla çatışmaktan, zıtlaşmaktan kaçmalı; anne-baba birbirinden veya diğer aile bireylerinden destek almalıdır. Ayrıca zamanında verilmemiş ya da yanlış verilmiş bir din eğitimini, bir anda düzeltmeye kalkmak elbette doğru değildir. Zaman, sabır ve doğru iletişim gereklidir. Aksi takdirde ergen ile ebeveynin iletişim kopukluğu veya bozukluğu, din eğitimini olumsuz etkileyecektir.

Eğitime katılanların sorularından yola çıkarak, ailelerin sıkıntıya düştükleri ve çözüm olarak ihtiyaç duyduğu alanlardan bahseder misiniz?

Aslında sorular genelde okul öncesi çocuklarla ilgili geliyor. Aileler bu yaş döneminde çocukların Allah, cennet, cehennem, ölüm gibi soyut konularda çok fazla soru sorduklarını, kendilerinin yetersiz kaldıklarını dile getiriyorlar. Ayrıca din eğitim ve öğretimine başlama yaşı, Kur’an öğretimi gibi konularda ve destek alabilecekleri okul öncesi kurumlarla ilgili bilgi istiyorlar. Esasında aileler genel olarak bilinçli, ancak yanlış yapmak veya geç kalmak gibi kaygılı bir sürece girmiş görünüyorlar.

Doğallıktan uzak bir din eğitimi yapmanın çocukları çok etkilemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz. Bunun için de önce kendi dinî hayatlarını kontrol etmelerini, eksiklerini tamamlamalarını, evde manevî atmosferin oluşmasının önemini ve çocukları, dini yaşantılarına katmaları gerektiğini anlatıyoruz.

Bu bağlamda Sevgili Peygamberimizin (sav) ve ashabın uygulamalarını örnek gösteriyoruz. Diğer taraftan 7 yaşından ergenliğe kadar olan süreçte, din öğretimi yaparken nasıl bir yol takip etmeleri gerektiğini soruyorlar ve kitap tavsiye etmemizi istiyorlar.

Kaynak: Diriliş Postası

Sosyal Medya Hesaplarımız...

facebooktwitteryoutubegoogleplus

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

56 + = 65