Diyanet İlmi Dergisi Farabi Özel Sayısı Yayınlandı

Diyanet İlmi Dergisi Farabi Özel Sayısı Yayınlandı

Diyanet İlmi Dergisi 2016 yılının ilk sayısında İslam felsefesinde meşhur bir filozof olan Fârâbî’yi konu edindi.

Diyanet İlmi Dergisi önceki sayılarında özel gündemli dosya konularıyla huzurlarınıza çıkmıştı. Gazzâlî, İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Sînâ, Serahsî, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır sayılarıyla İslam düşünce tarihimizde kalıcı izler bırakmış, sonraki asırları düşünceleriyle çok yönlü biçimde etkilemiş değerli şahsiyetleri ele almıştı. Bu yıl da her biri birbirinden değerli gündem dosyalarıyla kıymetli okuyucularıyla buluşuyor.

Bu sayıda İslam felsefesini metot, terminoloji ve problemler açısından temellendiren bir filozof olan Fârâbî’yi ele alıyor.

Ebû Nasr Muhammed ibn Muhammed ibn Tarhan ibn Uzluğ el-Fârâbî 870 yılında Karagöl yakınlarındaki Fârâb şehri civarında bulunan Vesiç’de doğmuştur. Buhara, Semerkant, Merv, Belh ve Bağdat gibi ilim muhitlerinde bulunan Fârâbî, öğrenim hayatı boyunca mantık, matematik, tıp ve felsefe dersleri almış ve farklı bilim dallarında yaklaşık 180 eser kaleme almıştır.

Çok geniş bir alanda otorite kabul edilen Fârâbî’nin en büyük başarıyı mantık alanında gösterdiği ifade edilmektedir. Mantığa dair pek çok eserin şerh, haşiye ve tefsiriyle meşgul olmuş, bu alanda pek çok problemin çözümünü sağlamış ve sonraki çağlar için zengin bir literatür bırakmıştır. Bu başarıları sebebiyle “muallim-i sani” adıyla anılan Fârâbî’nin, mantığa dair tasavvurat ve tasdikat şeklinde yaptığı ikili taksim, sonraki dönemde İslam dünyasında yazılan bütün mantık kitapları tarafından benimsenmiş ve bu plana bağlı kalınmıştır.

Fârâbî’ye göre felsefe, varlığın bilgisi olup bütün kainatı önümüze seren ve her şeyi kuşatan külli bir ilimdir. Ona göre fi lozofun ahlâkî ve ruhî anlamda arınması yanında fi kren de aydınlanması gerekir. Fârâbî, ruhunu ve ahlâkını arındırma kaygısı taşımayan ve sadece teorik bilgilerle yetinen kişiye “sahte fi lozof” der. Ona göre felsefe yapan kişinin nihaî gayesi, önce kendi ahlâkını, sonra da ailesinin ve ülkesindekilerin ahlâkî durumlarını düzeltip iyileştirmek olmalıdır. Bilginin kaynağının duyular olduğunu savunarak, Efl atun’un “doğuştan bilgi” teorisini reddeden Fârâbî, İslam fi lozofl arı arasında akıl kavramını da eserlerinde bütün boyutlarıyla incelemiştir.
Fârâbî’nin düşünce sisteminde günümüze örnek teşkil edebilecek konulardan biri, ilimler tasnifi dir. Fârâbî, “aklî ve naklî” veya “dinî ve beşerî” ilimler ayrımından kaçınarak, İslam ilim geleneğine uygun şekilde ilim kavramını bir bütün olarak kabul eder.

Bu tasnifte kelâm ve fıkıh ilimleri siyaset ve ahlâk ilmiyle aynı grupta yer alır. Orta Çağ Avrupa’sını da etkileyen ilimler tasnifi ni gayelerine, konularının basitliklerine ve bizi ulaştırdıkları sonuçlara göre yapar. Fârâbî bu tasnifi nde Aristo’dan ayrılarak kendisine özgü bir tutum sergiler.
Erdemli devleti sağlıklı bir bedene benzeten Fârâbî’ye göre, önemi ölçüsünde bedendeki her organın bir görevi vardır ve bunların verimli çalışmaları kalbe bağlıdır.
Tıpkı bunun gibi devletin kurum ve kuruluşlarının da verimli ve koordineli çalışmaları devlet başkanının kabiliyet ve tutumuyla ilgilidir.

Yaratıcı için yokluktan söz edilemeyeceğini, onun varlığının hiçbir sebebi bulunmadığını ve var olan her şeyin ilk sebebinin yaratıcı olduğunu söyleyen Fârâbî, nübüvveti; akılla nakli veya felsefe ile dini ortak bir paydada toplamaya en elverişli
vasıta olarak görür.

Diyanet İlmi Dergisinin Fârâbî’yi farklı yönleriyle kapsamlı bir şekilde ele aldığı konular,

Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, “Fârâbî’de Tümellerin Varlıkla Öncelik, Beraberlik ve Sonralık İlişkisi”ni;

Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, “Fârâbî’nin ‘Kitabu İsâgûcî Ey el- Medhal’ Adlı Risalesi” nde Fârâbî ile Phorfi rus arasındaki İsagoci’ye yaklaşım farklılığını;

Doç. Dr. Fatih Toktaş, “Fârâbî’de Hukuk Felsefesinin Temelleri”ni;

Prof. Dr. Gürbüz Deniz, “Din, Felsefe ve Mille” isimli yazısında din ve dinî yoruma Fârâbî’nin bakış açısını;

Yrd. Doç. Dr. Hatice Toksöz, “Fârâbî Düşüncesinde İlâhî Cömertlik ve Adalet” başlıklı yazısıyla, Fârâbî’nin adalet ve cömertlik kavramlarının ahlâk ve siyaset açısından değerlendirmesini;

Doç. Dr. Ömer Bozkurt, “Günümüze Örnekliği Açısından Fârâbî’nin Vizyonunu”;

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük, günümüz Fârâbî okumalarında karşılaşılan problemleri, “Geçmişteki Fârâbî’yi Anlama Usulü Çağdaş Fârâbî’yi Yorumlama Sorunu” başlığıyla;

Yrd. Doç. Dr. Eyüp Şahin, “Fârâbî’nin İlimler Tasnifi nin Latin Dünyasına Geçişi ve Kabulü” başlığıyla, Fârâbî’nin ilimler tasnifi nin özgünlüğünü ve İhsâu’l-ulûm adlı eserinin tercümeleri aracılığıyla Orta Çağ Avrupa’sına etkisini;

Prof. Dr. Ahmet Kamil Cihan, “Fârâbî’nin Savaş Teorisi”ni;

Hatice Kırmacı, “Fârâbî’nin el- Hala’ Yazısı Üzerine Bir Deneme” adlı çalışmasında boşluk ve mekân kavramlarının ilişkisini
ve boşluk kavramını günümüz fi zik anlayışında ve Fârâbî’de karşılaştırmalı olarak değerlendirmesini;

Doç. Dr. İsmail Hanoğlu, “Ebû Nasr el- Fârâbî’de Felsefî Antropolojinin Psiko-Metafi zik Temelleri”ni;

Mehmet Murat Karakaya, “Fârâbî Felsefesinde Kötülük” kavramını;

Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Erdoğan, Fârâbî’nin felsefî siteminde Allah’ın birliği ve sıfatları konusunu “Fârâbî’nin Tevhid Anlayışı
ve Sıfatlar Meselesi” başlıklı makalesiyle ele aldı.

Fârâbî’yi farklı yönleriyle ve geniş bir perspektifle ele alan Diyanet İlmi Dergisinin bu özel sayına aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

​Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 32 = 42