Sağ-Reklam-Sabit
Sol Reklam Sabit

Her müminin kalbi bir Kabe’dir

Her müminin kalbi bir Kabe’dir

Iğdır Ulu Cami’de cuma hutbesini okuyan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Her şeyin kalple başlayacağını belirterek, “Her müminin kalbi bir camidir, bir mabettir. Her müminin kalbi bir Kabe’dir.” ifadelerini kullandı. Hutbe şöyle;

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ  بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ

وقَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

جُعِلَتْ لِيَ الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُوْرًا

Kalplerini imanla doldurarak bu icabet saatinde Ulu mabedde buluşan aziz mümin kardeşlerim,

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Serhat şehri Iğdır’ımızın bu Ulu mabedinin ebediyete kadar tevhidin, şahadetin simgesi olarak daim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Bugün resmen açılışını yaptığımız Ulu mabedimiz hayırlı olsun.

Aziz kardeşlerim, okuduğum ayeti kerimede Yüce Rabbimiz mescitleri imar etmekten söz eder. Mescitleri ancak Allah’a ve ahirete iman edenler, ancak namazı dosdoğru kılanlar, ancak zekat verenler, ancak Allah’tan başka hiç kimseden çekinmeyenler, korkmayan imar eder buyuruyor. Mescitleri imar etmek sadece binayı yapmak değildir, mescitleri imar etmek inşaatı bitirmek değildir, mescitleri imar etmek sadece taşları, mermerleri, çinileri bir araya getirmek değildir. Mescitleri imar etmek, Allah’ın vahdaniyetinde kalpleri orada buluşturmaktır. Mescitleri imar etmek, Rahman’a secdede buluşmaktır. Mescitleri imar etmek, rükûda bir araya gelmektir, birlikte Allah’ın divanında kıyamda durabilmektir. Mescitleri imar etmek, sadece safları sık ve düzgün tutmak değil, ruhları birleştirmek ve kaynaştırmaktır.

Aziz kardeşlerim,

Bizim bütün yeryüzünü imar etmek diye bir görevimiz vardır. Yüce Rabbimiz, Yüce Kitabında yaratılış gayemizi anlatırken şöyle buyurur: هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ ف۪يهَا Allah sizi topraktan yarattı, Allah sizi yerden yarattı ve sizden bütün yeryüzünü imar etmenizi istedi. Yeryüzünü imar etmek binalar ve gökdelenler yapmak değildir. Yeryüzünü imar etmek, hakkı ve adaleti hakim kılmaktır. Yeryüzünü imar etmek, şefkati ve merhameti yeryüzünde egemen kılmaktır. Yeryüzünü imar etmek, kötülükleri ortadan kaldırmak, iyiliği egemen kılmaktır.

Aziz kardeşlerim,

Yeryüzünü imar etmenin yolu, kalpleri imar etmekten geçer. Camileri ve mescitleri imar etmenin yolu, insanın ruhunu, insanın kalbini imar etmekten geçer. Kalbini imar edemeyenler mescitleri imar edemezler, mescitleri imar edemeyenler yeryüzünü imar edemezler. Önce kalbimizden başlayacağız imar etmeye, sonra o kalplerimizi camilerde, mescitlerde mamur kılacağız ve böylece mescitlerimizi imar etmiş olacağız. Mescitleri imar edenler bütün yeryüzünü imar ederler.

Aziz kardeşlerim,

Her şey kalple başlar, her müminin kalbi bir camidir, bir mabettir. Her müminin kalbi bir Kâbe’dir. Diyor ki Hazreti Mevlana; Kâbe, Azer oğlu İbrahim’in inşa ettiği bir binadır, fakat kalp, gönül Celil ve Ekber olan Allah’ın binasıdır. Celil ve Ekber olan Allah’ın binasını ihmal edenler Allah’ın mescitlerini imar edemezler. Onun için kardeşlerim, Iğdır’da bugün birlikte Rahman’a secde ettiğimiz bu Ulu mabed, aynı zamanda bir vahdet camisidir, bir vahdet mabedidir, bir vahdet mescididir. Aynı kıbleye yöneldiğimiz bütün kardeşlerimizle burada birleşmeliyiz. Aynı Rahman’ın huzurunda, divanında kıyama durduğumuz bütün kardeşlerimizle, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun ehl-i sünneti, ehlibeyti hep beraber omuz omuza, kalbimizi Allah’a vererek Allah’ın huzurunda divana durarak birliğimiz ifade etmeliyiz. Aynı rükûda birleşmeliyiz, aynı secdede birleşmeliyiz, birbirimizin arkasında namaza durmalıyız, çünkü aynı kıbleye yöneliyoruz. Aynı Allah’ın divanında duruyoruz, aynı Allah’ın huzurunda Fatiha okuyoruz, hepimiz beraber  اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ diyoruz. Aynı Rahman’ın huzurunda rükua varıyoruz, aynı Rahman’ın huzurunda rükuda   سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمِ diyoruz, secdeye varıyoruz سُبْحَانَ رَبِّىَ ا‘عْلَى diyoruz, selam veriyoruz beraber, ibadetimizi bitiriyoruz.

Mescitler aynı zamanda vahdet mekanlarıdır. Ne kadar vahdet mekanı olursa o kadar takva mescidi de olur. Daha hicret yolunda Kuba’da bir mescit inşa etmişti Allah Resulü Sallallahü Aleyhi Vesellem. Yüce Rabbimiz Yüce Kitabında o mescitten لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى temelleri takva üzere kurulu mescit buyuruyor. Temelleri taş, tuğla, toprak değil, temelleri mermer değil, temelleri takva olan camilere ve mescitlere ihtiyacımız vardır. Vahdeti parçalayan mescitlere de Kur’an-ı Kerim zararlı mescitler adını vermiştir. Bizler kalplerimizi mescitlerimize birleştirmeliyiz, mescitler bizim vahdet mekanımızdır, tevhit mekanı olduğu kadar vahdet mekanıdır.

Aziz kardeşlerim,

İslam dini iki kelime üzerine bina edilmiştir; birisi kelime-i tevhit, biri tevhid-i kelime. Kelime-i tevhit, dünyadaki bütün Müslümanları, renkleri, ırkları, coğrafyaları, mezhepleri, meşrebi ne olursa olsun bütün müminleri kardeş kılan bir kelime vardır;  لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ Allah’tan başka İlah yok, Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi Vesellem O’nun Resulüdür, O’nun elçisidir. Biz günde 5 defa bütün minarelerimizden bu şahadeti, bu tevhidi haykırıyoruz.

Aziz kardeşlerim,

Bu Ulu mabed iyiler şehri olan Iğdır’ımıza çok yakıştı, Allah hayırlı, mübarek eylesin. Edirne’de Selimiye Camiisi nasıl ki orada büyük bir vazife ifa ediyor, adeta sınırın bekçisi olarak duruyorsa, sınırın manevi bekçisi olarak kıyamet sabahına kadar ebedi yaşıyor ve yaşayacaksa, inşallah Iğdır’daki bu Ulu Mabet de kıyamet sabahına kadar Sultan Alp Arslan’ın bu topraklara getirdiği o manevi mesajın temsilcisi olarak, şahadetin ve tevhidin simgeleri olan minarelerinden kelime-i şahadeti ve kelime-i tevhidi kıyamet sabahına kadar haykırmaya devam edecektir inşallah.

Caminiz ve mescidiniz hayırlı ve mübarek olsun.

Yalnız sevgili gençler, genç kardeşlerim; dışarıda da ifade ettim, Allah Resulü Sallallahü Aleyhi Vesellem ideal gençleri şöyle tarif ediyor: Neşeyi Rabbine ibadette arayan gençlik. Genç kardeşlerim, neşeyi başka yerde aramayın, neşeyi, huzuru Rabbinize kul olmakta, ibadet etmekte arayınız.

Yüce Peygamber ideal mümini de şöyle tarif ediyor: Kalbi mescitlere asılı duran mümin. Kalbimiz mescitlere asılı duracak. Günde 5 vakit Rabbimizin huzurunda burada vahdetimizi pekiştirmeliyiz, saflarımızı sık ve düzgün tutmalıyız, kalplerimizi, ruhlarımızı kaynaştırmalıyız.

Cenab-ı Hakk özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın simgeleri olarak mabetlerimizi ebediyete kadar cemaatsiz bırakmasın. Cemaatlerimiz ibadetsiz kalmasın, ibadetlerimiz ihlas ve samimiyetli olsun. Cenab-ı Hakk ihlas ve samimiyetten bir nefes olsun ayırmasın.

Sosyal Medya Hesaplarımız...

facebooktwitteryoutubegoogleplus

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 2 = 7