Din Görevlileri.Com
Haber ve Kültür Merkezi

Hz. Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus Programı Konya’da gerçekleştirildi

0 129

Hz. Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus Programı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, programa katılarak bir konuşma yaptı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, “Hazreti Mevlana, 66 yıllık ömrüne, mektupları ve sohbetleri hariç 66 bin beyitten fazla şiiri, her biri bir sanat eseri mesabesindeki iki binden fazla rubaiyi sığdırmış bir gönül eridir” dedi.

Mevlana’nın beka alemine irtihalinin 745’inci yıl dönümünde rahmetle yad eden Erdoğan, “Büyük mütefekkir, büyük mutasavvıf, mürşid-i kamil Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri’ne bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum” ifadesini kullandı.

Mevlana’nın, ölümünü bir son değil, yeniden doğuş ve diriliş vesilesi olarak gördüğünü vurgulayan Erdoğan, “Hakk’ın rahmetine erdiği o gün, kendisi için bir vuslat günü, kavuşma günüdür. Kendi deyimiyle ‘Şeb-i Arus’tur yani ‘Düğün Gecesi’dir. Bunun için Hazreti Mevlana, ‘Bana yazıklanmayın, bana ‘elveda’ demeyin, benim ölümüm tohumun toprağa düşmesi gibidir.’ buyuruyor. Divan-ı Kebir’deki başka bir şiirinde ise ‘Kişi aşk elinden ölmüşse asla ölmez.’ diyerek kendi hakikatine ayna tutuyor” diye konuştu.

“Aşığın maşukuyla kucaklaştığı bir ‘Düğün Günü’ olarak idrak ediyoruz”

Erdoğan, “Bizler de onun vasiyetine, onun tavsiyesine uyarak, 745 yıldır Hazreti Mevlana’nın vefatını, hasretin son bulduğu, aşığın maşukuyla kucaklaştığı bir ‘Düğün Günü’ olarak idrak ediyoruz.” diyerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu vuslat gecesinde bizler de yüreklerimizi bir araya getiriyor, birbirimize şahitlik ediyor, sevginin, aşkın, muhabbetin meşalesini yüceltiyoruz. Her Şeb-i Arus’ta Hazreti Mevlana’nın geride bıraktığı o engin hazinenin her bir kelimesi, her bir sahifesi aşkla, samimiyetle yoğrulmuş o kutlu mirasın idrakine varıyoruz.

“Hak ve hakikat yolcularına rehberlik edecek bir meşale bıraktı”

Hazreti Mevlana’nın bundan tam 745 sene önce, 66 yıllık hasreti nihayete erdirip, sonsuzluğun kapılarını aralayarak dar-ı bekaya göç ettiğini ifade eden Erdoğan, “Ancak geride dünya var oldukça eskimeyecek, hak ve hakikat yolcularına rehberlik edecek bir meşale bıraktı. Hazreti Pir’in insanlığa en büyük hediyesi sözlerini, mesajlarını ve öğütlerini 15 sene boyunca bir gergef gibi dokuduğu Mesnevi’sidir” ifadelerini kullandı.

“Hazreti Mevlana’yı her dem taze tutan sır aşktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Mevlana’nın her idrak düzeyindeki insanı kalbinden yakalamasını elbette sadece edebiyatla, sanatla ve söz sanatlarıyla izah edemeyeceklerini vurguladı.

Bunun sebebinin aşk olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Aşk ise kişiliğin sevdiğinde yok olmasıdır. Vuslatının üzerinden asırlar geçmesine rağmen Hazreti Mevlana’yı her dem taze tutan sır aşktır, sevgidir. Eserleri, sözleri, şiirleri, mesajlarıyla 7,5 asırdır çoraklaşan gönülleri yeşertebilmesinin hikmeti işte budur. O, kendi ifadesiyle ‘Allah’a ulaşacak birçok yol varken aşkı seçmiştir” diye konuştu.

Hazreti Mevlana’nın, karamsarlık bulutlarının ufukları kapladığı, Moğol istilasının medeniyeti tehdit ettiği bir dönemde yaşadığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tıpkı 7,5 asır önce olduğu gibi bugün de maalesef insanlık çatışmanın, vahşetin ve doymak bilmeyen bir hırsın esiri durumundadır. İnsani hasletlerin her gün biraz daha örselendiği, değerler silsilesinde biraz daha gerilere itildiği bir dönem yaşıyoruz. İşte komşumuz Suriye’de yaklaşık 8 yıldır devam eden zulüm, her gün yeni canlar almaya devam ediyor. Bir milyon Müslüman’ın katledildiği Suriye’de hala Suriye’nin başındaki zat yerini korumanın mücadelesini veriyor, birileri de onun yerini korumasına destek veriyor. Yemen’de milyonlarca çocuk, ihtiraslarının esiri olmuş Müslümanlar eliyle açlığa ve ölüme mahkum ediliyor. Filistin’de işgal, Libya’da kaos, Somali’de açlık, Afganistan’da terör ve istikrarsızlık bir veba gibi gün geçtikçe yayılıyor. Asırlardır ilim aşıklarının mesken tuttuğu İslam şehirlerine bugün DEAŞ, PKK, FETÖ, Boko Haram, Eş Şebab gibi proje örgütler musallat oldu. Öldürmekten, katletmekten, yakıp yıkmaktan başka hiçbir kutsalı olmayan bu modern dönem haramileri, tüm çirkeflikleriyle hayat damarlarımıza hamle yapıyor. Farklılıklarımızı kaşıyarak, meşrep ve mezheplerimiz üzerinden bizi birbirimize kırdırarak, birileri şeytani düzenlerini idame ettirmeye çalışıyor. Müslümanlar kardeş kavgasına tutuşurken, çıkarlarına tapan menfaatperestler ceplerini doldurmanın, cirolarını şişirmenin, karlarına kar eklemenin mücadelesini veriyor.”

“Çare kavga değil, bir olmak, iri olmak, diri olmak, kardeş olmaktır”

İslam dünyası olarak içinden geçilen bu sancılı dönemde Hazreti Pir’in insanı, ilahi aşkı, ahlak ve erdemi merkeze alan kutlu tavsiyelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlana’nın öğretisinin özünün “eşyaya esir olmamak, insanı yüceltmek, çatışmayı değil, dayanışmayı esas almak” olduğunu söyledi.

Onun tavsiyesinin esasının “kesrette vahdet” yani “çoklukta birlik” olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bütün farklılıkları birlik içinde yaşatabilmeyi başarmaktır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin o veciz ifadesinden ilhamla, çare kavga değil, bir olmak, iri olmak, diri olmak, kardeş olmaktır. Bunu başardığımızda kurulan tüm tuzakları bozacağımıza, İslam dünyasına giydirilmek istenen kefeni hep birlikte yırtıp atacağımıza inanıyorum.” yorumunu yaptı.

“Rabb’im, bizleri Hazreti Mevlana’nın yolundan ayırmasın.” duasında bulunan Erdoğan, şehitleri rahmetle yad ederek, gazilere şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzyıllardır Anadolu topraklarını nakış nakış dokuyan alimleri, arifleri, manevi rehberleri saygıyla anarak, “Allah hepsinden razı olsun.” temennisinde bulundu.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Mevlana, bir İslam mütefekkiridir”

Hz. Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus Programı’na katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yaptığı konuşmada, Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi vuslatının yedi yüz kırk beşinci sene-i devriyesinde rahmetle yâd ettiğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Mevlana her şeyden önce bir İslam mütefekkiridir. İlhamını Kur’an’dan, sünnetten, İslam’ın evrensel ilkelerinden, insan tasavvurundan, sevgi ve barış ufkundan almıştır” dedi.

Başkan Erbaş, Mevlana’nın Anadolu’nun hikmet ve muhabbet yurdu haline gelmesindeki katkısından söz ederek, “Bizler, Yunus Emrelerin, Hacı Bayram-ı Velilerin, Hacı Bektaş-ı Velilerin, Ahmet Yesevîlerin, Mevlanaların muhabbet ikliminde, kardeşliği, sevgiyi, barışı en üst değer olarak bilmiş ve            yaşamış bir milletin ve medeniyetin mensuplarıyız” diye konuştu.

Medeniyetimizde tefrikanın değil, birliğin ve dostluğun olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, “Bu medeniyette kavga yok, benlik yok; vahdet var. Bu medeniyette haset, kibir yok; gıpta ve tevazu var. Bu medeniyette kula kulluk yok; Allah’a kulluk var” ifadelerini kullandı.

“Mevlana’ya göre tasavvuf, iyiliğin hâkim olması için gayret göstermektir”

Mevlana’nın tasavvufa bakışını anlatan Başkan Erbaş, “Mevlana’ya göre tasavvuf; tembellik, miskinlik değil; çalışma, gayret, kazanma, paylaşma, cömertlik ve infaktır. Sadece ibadet ve zikir değil; emr-i bil maruf ve nehy-i ani’l münker yolunda iyiliğin hâkim olması için gayret göstermektir” şeklinde konuştu.

Başkan Erbaş, Mevlana’nın eserlerinde, dünyanın geçici olduğunu ve insanın dünya ile ilişkisindeki dengeyi anlatan en güzel örneklerin bulunduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Mevlana’ya göre, insanlar Allah’a kul olmadıkları takdirde altın ve gümüşün, paranın pulun esiri olurlar. Hırstan kurtuluşun tek yolu aşktır. Aşkın menbaı ise Allah; rehberi de Peygamber Efendimiz’dir. Ona göre, biz aşkın ümmetiyiz. Hasret, vuslat, ümit, sevinç, keder hepsi bu aşkla var olmuştur. Gayesiz kimseleri tuzağına düşüren, adeta kuş avlamak için ağzını açmış bir timsahı andıran bu dünyada mal ve mülk, kişinin hırsını artırır ve insana yüktür.”

Başkan Erbaş, Mevlana’ya göre toplumun ahlaki seviyesinin yükselmesinin yolunun, herkesin kendi kusurlarını görmesi ve düzeltmeye çalışmasından geçtiğini hatırlatarak, “Güzel ahlâk, dürüstlük, cömertlik, alçak gönüllülük, sabır, iyilik, başkalarının iyiliğini istemek, doğru sözlü olmak, helal lokma yemek, Hakk’a şükretmek gibi bugün insanlığın muhtaç olduğu pek çok erdemi sürekli ele alıp bu faziletlerin eğitimini verir” diye konuştu.

“Mevlana’nın zihin ve gönül dünyasına girebilmek için üç aşama oldukça önemlidir”

Mevlana’nın zihin ve gönül dünyasına girebilmek için üç aşamanın oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, şunları söyledi:

“Birincisi; ilim yani bizleri insan, eşya, tabiat ve kâinatı öğrenmeye; son raddede ise Rabbimizi bilmeye ve nihayetinde bilişmeye sevk eden değer. Bu, Mevlana düşüncesinin tevhit boyutunu ifade etmektedir. İkincisi; idrak yani söz konusu bilgiyi bilinç düzeyine çıkarıp anlamlandırarak iman, ibadet ve ahlak ekseninde yaşanır hale getirmek. Diğer bir ifadeyle kâlden hâle geçmek. Üçüncüsü ise ihsas yani bahsettiğimiz idrak merhalesini düşünce, söz, tavır ve ibadetlerimizle çevremize olduğu gibi yansıtmak. Bu da Mevlana düşüncesinin vahdet boyutudur. Vurgulamaya çalıştığım bu üç hususun muhtevasında; Mevlana’nın, imanın içselleştirilerek tahkiki seviyeye çıkarılması, ibadet ve dindarlığın bilgiyi, ihlası, samimiyeti, etik, estetik ve takvayı merkeze alması ve ahlakın ideal boyutta yaşanması noktasında çağlar öncesinden bugüne ışık tuttuğu gerçeği apaçık görülmektedir. Bu itibarla, maddeye yönelimin arttığı, biz şuurunun azaldığı, anlamın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanlığın eşya ve hadiseye mekanik perspektiften yaklaştığı günümüzde, Hak aşığı Hz. Mevlana’nın evrensel öğretisine her zamankinden daha çok muhtaç olduğumuzun altını çizmek istiyorum.”

“Tarih boyunca millet olarak bizler, bütün zorluklarımızı Mevlana’da somutlaşan bahse konu inanç ve değerlerle aşmışız” diyen Başkan Erbaş, “Tefrikaları bu muhabbetle çözmüşüz. Onun için bugün özellikle gençlerimizi ve nesillerimizi, medeniyetimizin öncüleri ve değerleri ile tanıştırma, inancı ile buluşturma, köklerine kavuşturma yolunda çalışmayı bir seferberlik ve en önemli sorumluluk olarak görüyor; dünya ve ukbâ mutluluğumuzun bu yolla elde edileceğine yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı.