Ruhuma dolsun ezanlar

Ruhuma dolsun ezanlar
Ezanın her Müslüman’ın hayatında çok önemli ve değerli bir yeri vardır.

Öyle ki, doğduğumuzda adımızı koyacak olan aile büyüğü, en güzel bir lisanla Ezan-ı Muhammedi’yi (asm) kulağımıza okur. Müslüman bebekler gözlerini fâni dünyaya ilk açtığı andan itibaren kulaklarında “Allah-u Ekber” nidasını işitirler. Zaten Müslüman için ömür, ezanla namaz arası kadardır.

Doğumumuzdan, ruhumuzu teslim edeceğimiz ana kadar ki zaman diliminde ezan, her zaman bizimle birlikte kulaklarımıza gönüllerimize nüfuz eder, bizi en halis duygularla kuşatır. Ezanı duyup da yüreği titremeyen, gönlü coşmayan bir Müslüman yoktur yeryüzünde. İşte bu duyarlılığı ve sevgiyi hisseden her Müslüman yürek, günde beş vakit bu dâvete icabet ederek, camileri doldurur. Mü’minlerle dolup taşan camiler, namazlarla tekbirlerle ve tesbihatlarla şenlenir, can bulur.

Ezan denilince akla ilk gelen şüphesiz namazdır. Mü’minleri ibadete davet eden bir nidadır ezan. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde namaza çağırır mü’minleri ezan. Öyle ki ezan namaza açılan bir kapı misalidir. Ezanla birlikte niyetleniriz namaza. Ezan sesini duyup da namaza gönlünü açan mü’min Allah’ın bir emrine daha uymanın rahatlığı ve mutluluğuyla coşar, şen olur. Ezan ve namaz gönüllere ferahlık verir. İnsanı mânevî anlamda rahata ve huzura kavuşturur.

Ezan-ı Muhammedi (asm) Müslümanın gönlünde o kadar önemlidir ki, bu hususta Peygamber Efendimizden (asm) pek çok Hadis-i Şerif nakledilmiştir. Ezan ile alâkalı Hadis-i Şeriflerden bir kaçı şöyledir:

“İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kur’a çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kur’aya başvururlardı. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)

“Kim, yedi yıl sevabına inanarak ezan okursa, Allah bunu, onun ateşten kurtulmasına bir senet yapar.”  ( Tirmizi )

(Ravi Muaviye Resulullah’ı (asm) :”Müezzinler Kıyamet günü, boy itibariyle insanların en uzunu olacaklardır” derken işittim. (Müslim)

Allah Rasulü de (asm) çok açık bir şekilde ezanın ne kadar ehemmiyetli bir vakıa olduğunu bildirmiştir. Ezan-ı Muhammedi demek, biraz da Bilâl-i Habeşi demektir. Peygamber Efendimiz’in (asm) emriyle İslâm tarihinde ilk ezanı Bilâl-i Habeşi, Medine’de okumuştur. O yüzden müezzinlerin pîri, üstadı Bilâl-i Habeşi’dir. Allah Rasulü (asm), sesinin güzelliğinden dolayı Bilâl-i Habeşi’ye sık sık ezan okuttururdu. Hatta sabah ezanındaki ‘’Essalatuhayrun minen nevm (Namaz uykudan hayırlıdır)’’ ibaresini Bilâl-i Habeşi eklemiş, Allah Rasulü (asm) de ‘’Bilâl, bu ne güzel söz!’’ diye onu övmüştür.

Bütün bu gerçekler ışığında, coşkuyla ve heyecanla Bilâl-i Habeşi’nin o naif sesini tekrardan duyuyormuşçasına Ezan-ı Muhammediyi ruhlarımıza doldurmanın zamanıdır. Bu vesileyle, ezan ve onu akla getirecek namaz, cami, müezzin ve Bilâl-i Habeşi’yi yeniden zihinlerimizde canlandırmanın zamanıdır.

Adil SÖYLEMEZ-Yeni Asya

Sosyal Medya Hesaplarımız...
facebooktwitteryoutubegoogleplus

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

44 + = 52