Tarikat ve cemaatleri FETÖ ve Adnancılarla aynı kefeye koymak kimsenin haddi değil

Tarikat ve cemaatleri FETÖ ve Adnancılarla aynı kefeye koymak kimsenin haddi değil

Sabah yazarı Hilal Kaplan, dini istismar edenlerle tarikat ve cemaat mensuplarını aynı kefeye koymanın kimsenin haddi olmadığını söyledi.

Radikal laikçi anlayış FETÖ’nün önünü açtı

Radikal laikçi anlayışın FETÖ’nün önünü açtığına dikkat çeken Kaplan, “1999’da FETÖ’nün devlete sızmaktan bahseden kasetleri çıktığında, halkın büyük çoğunluğu “Dindarları dışladıkları için böyle diyor” gözüyle bakmıştı ve laikçiliğin şerri sebebiyle hüsnü zan ile algılamıştı” dedi.

Birilerinin FETÖ ve Adnancılara yapılan operasyon üzerinden ‘tüm tarikatlara operasyon geliyor’ heyulası oluşturmaya çalıştığına dikkat çeken Kaplan, “Böylelikle bu sapkın vatansızlarla, Türkiye’nin İslâm yurdu olmasına vesile olan öncü oluşumları eşitliyorlar” şeklinde yazdı.

Akıl, vicdan, izan sahibi kimsenin haddi değildir

Tarikat ve cemaatlerin toplumun vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayan Kaplan, yazısını şöyle sürdürdü:

“Siyonizm Kur’an’da var” diyen Oktar‘la, “Haçlıların ülkenizi işgal etmesi tehlikeli değildir” diyen Feto‘yla, 15 Temmuz darbesini haber aldığında “İslâmî faaliyetlerin darbeden hayırlı şekilde etkilenmesini umuyoruz” diyen Kuytul ile darbe günü çoğunluğu sokaklara akan tarikat ve cemaat mensuplarını aynı kefeye koymak akıl, vicdan, izan sahibi kimsenin haddi değildir.

Diyânet tarikat ve cemaat üst düzey temsilcisi ile toplantılar yaptı

“Tarikat ve cemaatler, aynı zamanda toplumun vazgeçilmez bir parçası olmaları hasebiyle, diğer oluşumlar gibi devlet denetimine tabidirler. İster seküler ister İslâmî hususiyeti olsun, her devlet, vatandaşlarını mobilize etme kabiliyetine sahip oluşumlarla iletişim halinde olmaya mecburdur. Zaten dini ticari ve siyasi güç için kullanmayan her yapı da bu şeffaflık talebine olumlu karşılık verecektir. Bu ister dernek ister cemaat olsun, bağlının kimle evleneceğinden hangi okula gideceğine, izleyeceği televizyondan okuyacağı gazeteye kadar her alanını denetleyip belirleme potansiyeline sahip yapıların ‘kapalı kutu’ kalma lüksü yoktur.

Darbe ertesinde, Diyânet İşleri Başkanlığı çatısı altındaki Din İşleri Yüksek Kurulu’nun otuz kadar tarikat ve cemaat üst düzey temsilcisi ile toplantılar yaptığını hatırlatan Kaplan, “Diyânet İşleri merkez yapısında hem de 81 ilimizde Din İstismarıyla Mücadele Komisyonları kuruldu. Bu yapıların etkin biçimde çalıştırılması ve benzer buluşmaların artarak sürmesi, hem bazı kötü niyetli dedikoducuların önünü kesecek hem de toplumun şeffaflaşmasının önünü açacaktır” dedi.

Sosyal Medya Hesaplarımız...
facebooktwitteryoutubegoogleplus

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 1 =